Önsöz

Milletlerin manevî kültür mirasları içinde yer alan ferdî ve anonim eserler, zaman içinde onları meydana getiren toplulukların inanç, düşünce, duygu, hayal ve değerleriyle birlikte, onların maddî hayatları hakkındaki bir takım verileri de günümüze taşırlar.
Fikir hayatımızın ve duygu dünyamızın edebî eserlere yansıdığı ve etrafımızı kuşattığı şüphesizdir. Klâsik edebiyat da anonim edebiyat da –özellikle âşık ve tekke edebiyatı- Allah sevgisi ve O’nun habibi ve üsve-i hasene olan Hz. Muhammed’in hayatının işlendiği eserlerle doludur.
İslâm felsefesini iman hâline getirmiş, hayata taşımış erenlerin başında Yesevî, Mevlânâ, Yûnus, Hacı Bektâş Velî gibi şahsiyetler gelmektedir. Allah dostlarının bizatihi te’lif ettikleri veya onların hayatları ve fikirleri etrafında teşekkül etmiş olan birtakım eserler, dönemlerinde ve daha sonraları insanlara umut ve ışık saçmışlardır. Bu ma’nâ âleminin erenleri, insanların düşünce ve duygularına tercüman olmuş, rehberlik vazifelerini tevazu ile birleştirip insanlara bu dünyada ve öbür dünyada mutlu olmanın yollarını benimsetmişlerdir. Onlar, İslâm dinini, manzum ve mensur eserler yoluyla en güzel şekilde halka anlatmışlardır.
Geçmişin derinliklerinden günümüze ulaşan ve geleceğe taşınacak olan evrensel fikirler, bu eserler (münacat, naat, siyer, hilye, miraç, vs.) yoluyla zaman içinde seyahat etmektedir. Dolayısıyla bu tür eserlerin günümüz insanının okuyup anlayabileceği hâle getirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması gerekmektedir.
Bu ma’nâda söz konusu eserlerden biri de Hacı Bektâş Velî’ye atfedilen Besmele Tefsiri’dir. Aidiyeti konusunda başka birtakım delillere ihtiyaç olsa bile bu eser, Türk-İslâm hayatı için önemlidir. Besmele çekmenin ve öneminin anlatıldığı eser, aynı zamanda Peygamber Efendimiz’in Miraç’ta Rabb’i ile buluşup görüşmesinin bir safhası olarak ruh dünyamızda hoş bir tat bırakmaktadır.
Besmele çekmenin insana sağlayacağı faydalar ve Allah’ın kuluna olan cömertliğinin ve bağışlayıcılığının sonsuzluğu, bu sohbet sırasında en güzel şekilde ifade edilmektedir. İslâm ahlâkına ilişkin çeşitli konular, terimler, Kur’an’dan çeşitli âyetlerle ve İslâm büyüklerinin hayatlarından alınmış örneklerle açıklanmaktadır. Eserin Türkçe ile kaleme alınmış olması da eserin kıymetini bir kat daha artırmaktadır.
Çalışma, iki bölüm, sözlük ve kaynakçadan oluşmaktadır.
Birinci Bölümde, “besmele” kavramı ve Besmele’nin Türk edebiyatı ve Türk folklorundaki kullanılışları ve önemi üzerinde durulmuş ve eserin muhtevası hakkında bilgi verilmiştir.
İkinci Bölümde eser önce transkripsiyonlu metin hâline getirilmiş; âyet, hadis ve açıklanması gereken hususlar dipnotlarda gösterilmiştir. Daha sonra eser, daha kolay anlaşılması için günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Çalışmaya bir de sözlük eklenmiştir.
Okuyucuların ve araştırıcıların türlü türlü faydalar bulacağına inandığım bu eserin hazırlanması sürecinde, özellikle günümüz Türkçesine aktarımında yardımlarını gördüğüm Prof. Dr. İsmet Cemiloğlu’na ve yayımlanmasında katkıda bulunanlara teşekkür ederim.

Yrd. Doç. Dr. Hamiye Duran

İçindekiler

İçindekiler
ÖNSÖZ / 10
TRANSKRİPSİYON SİSTEMİ / 12
GİRİŞ
1. Besmele Kavramı ve Önemi / 15
2. Besmele Yazma Geleneği / 17
A. Süsleme Sanatında Besmele / 17
B. Türk Edebiyatında Besmele / 17
1. Eski Türk Edebiyatında Besmele / 17
2. Yenileşme Devri Türk Edebiyatında Besmele / 19
3. Türk Halk Edebiyatında Besmele / 21
4. Dinî ve Tasavvufî Türk Edebiyatında Besmele / 23
C. Türk Folklorunda Besmele / 27
3. Besmele Tefsiri / 29
BİBLİYOGRAFYA / 36
İKİNCİ BÖLÜM
Orijinal Metin, Transkripsiyon ve Sadeleştirme / 39
SÖZLÜK / 155
İNDEKS / 164

Takdim

Yüce Yaratıcının insanlık tarihiyle başlayan evrensel mesajının yeni ve kapsamlı bir tezahürü olan İslâm, ortaya çıktığı VII. yüzyıldan bugüne kadar çeşitli dönem ve coğrafyalarda ulaştığı fert ve toplumların zihin ve gönül dünyasını aydınlatmış; huzur, barış ve esenliğe kaynaklık etmiştir. Temelde Allah’ın varlığı ve birliği ile insanın hem yaratıcısına hem de diğer insan ve varlıklara karşı saygı, ilgi ve sevgisini içeren bu mesaj, tarihî süreçte farklı sosyo-kültürel geçmişe sahip birçok topluluk tarafından kendi özelliklerine paralel olarak algılanıp yorumlanmış, böylece aynı zamanda zengin bir kültürel miras oluşmuştur. IX ve X. yüzyıllarda bu ilâhî mesajla daha yakından temasa geçip İslâm’ı kabul etmeye başlayan Türkler, öteki topluluklar gibi bu dini kendi sosyal gerçeklikleriyle ilişkili biçimde idrak edip hayatlarına taşımışlardır. Bu süreçte İslâm’ın hem ilmî, hem de ahlâkî ve tasavvufî birikimi Türklerin dinî hayatına rehberlik etmiş, İmam Mâtürîdî, Hakîm Semerkandî, Ahmed Yesevî, Hacı Bektaş Velî gibi mümtaz ve öncü şahsiyetler ve çevreleri ortaya çıkmış, neticede on asır gibi uzun bir tarihî dönem sonunda insanlık sadece Türk kültürü için değil, aynı zamanda İslâm kültürü için de oldukça zengin bir kültürel hazineye kavuşmuştur. Orta Asya’dan, Anadolu’ya, oradan Balkanlara kadar ulaşan Ahmed Yesevî, Hacı Bektaş Velî çizgisine mensup âlim, pir, ozan ve yol büyükleri her dönem ve bölgede son ilâhî mesaj olan İslâm’ı kendi anlayış ve duyuşlarıyla yansıtan farklı türlerde çok sayıda kitap, risale, şiir kaleme almış ve çok değerli koleksiyon bırakmışlardır. Özgün bir karaktere sahip olan bu eserler başta ilâhî aşk, Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt sevgisi, Hz. Ali ve onun soyundan gelen tertemiz insanlara övgü, Yaratıcı ve yaratıklara karşı dostluk, hoşgörü, adalet, haksızlıkla mücadele olmak üzere inançtan ahlâk ilkelerine kadar değişik birçok hayatî konuyu ele almıştır. Bu konular bazen doğrudan anlatımla, bazen bir yol ulusunun etrafında gelişen menkabelerle, bazen adab-erkân kalıpları içinde, bazen da şairin dizeleriyle dile getirilmiştir. Söz konusu eserler tabiî olarak dil, üslûp ve kurgusu itibarıyla kaleme alındığı dönem ve coğrafyanın özelliklerini taşımakla birlikte, verdikleri mesaj itibarıyla çağlar üstü bir niteliğe sahiptir. Onların yüzyıllar boyu korunarak günümüze ulaşmış olması, bazılarının çeşitli devirlerde yer yer ezberlenerek kuşaktan kuşağa aktarılması bunun açık delilidir. Kütüphanelerde yahut bazı ailelerin özel sandıklarında kendi hâline bırakılmış olan bu eserlerin bugünün insanına da çok güzel mesajlar vereceği muhakkaktır. Ne var ki bazı istisnalar dışında bu eserlerin neşredilerek günümüz insanıyla buluşması sağlanamamıştır. Kültür tarihçilerinden din görevlilerine kadar toplumumuzun her kesiminin yararlanacağı bu eserlerin neşri âdeta bir zorunluluk arz etmiştir. Bu zorunluluğu gören Türkiye Diyanet Vakfı, “milletimizden aldığı imkân ve desteği, milletimize hizmet olarak sunma” mantığı içinde, hiçbir ayırım yapmadan gerçekleştirdiği sosyal ve kültürel faaliyetlerin yanına bu eserlerin neşrini de katmıştır. Özgünlükleri muhafaza edilerek tamamen bilimsel metotlar çerçevesinde hazırlanıp yayımlanan bu eserlerin herkes için yararlı olmasını umuyor ve diliyorum.

Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU

Diyanet İşleri Başkanı ve TDV Mütevelli Heyeti Başkanı

Alevî-Bektâşî Klasikleri’ni Yayınlarken Türkiye Diyanet Vakfı, kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği yayınlar ve etkinliklerle toplumu din konusunda aydınlatmakla görevli bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı’na destek veren bir kuruluştur. Yüzyıllardır Anadolu’da çok farklı kültür, inanış biçimleri ve değerler yaşama imkânı bulmuştur. Ülkemizin zengin dinî, fikrî, ahlâkî, felsefî, bediî kültür mirası herkesi hayran bırakacak bir çeşitliliğe ve renkliliğe sahiptir. Ancak bu mirasın ülkemiz insanları tarafından yeterince tanındığı ve entelektüel olarak özümsendiği kolaylıkla söylenemez. İslâm kültürünün Anadolu birikiminin bilimsel ve objektif olarak gün yüzüne çıkarılması, araştırma kurumlarının olduğu kadar sosyal ve kültürel hizmet veren sivil teşekküllerin de önde gelen ödevidir. İşte bu bilinçten hareketle Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Kurulumuz “Anadolu Halk Klasikleri” üst başlıklı bir yayın serisi plânlamıştır. Bu seri içerisinde, farklı kültür gruplarının klâsikleri başta olmak üzere dinî-ahlâkî düşünce eserleri, sanat ve edebiyat eserleri ile neşredilecektir. Vakfımız bu kabil yayınları aracılığıyla toplumumuzun dinî kültürünü tanıtmayı ve bu alandaki bilgi eksikliğinin giderilmesine katkı yapmayı amaçlamaktadır. Bu suretle toplumun muhtelif katmanları arasındaki kaynaşma ve dayanışmayı güçlendireceğine inanmaktadır. Serimizin bir kategorisini Alevî-Bektâşî Klasikleri oluşturmaktadır. Alevîlik son zamanlarda üzerinde çok durulan dinî-sosyal bir fenomen olmasına karşın, bu konuda ciddî bilgi eksikliği olduğu aşikârdır. Özgün ve otantik bilgi kaynaklarının neşredilmesiyle bu bilgi eksikliği bir nebze olsun giderilebilecektir. Yayınlarımızın halkımızın ilgisine mazhar olacağını umuyoruz. Prof. Dr. M. Saim YEPREM DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi ve TDV Yayın Kurulu Başkanı Alevî-Bektâşî Klasikleri Hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 31 Ekim-02 Kasım 2003 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen I. Dinî Yayınlar Kongresinin sonuç bildirgesinde ifade edildiği gibi, toplum katmanları arasında birbirini anlama sorununun giderilebilmesi, barış ve kaynaşmanın, millî birlik ve bütünlüğün sağlanması, doğru ve bilimsel bilgiyle bu konudaki bilgi boşluğunun doldurulması ve küreselleşen dünyamızda birlikte yaşama kültürünün geliştirilmesi açısından Alevî-Bektâşî Klasiklerinin, sahasında uzman ilim adamlarınca ilmî neşirlerinin yapılarak dinî-kültürel hayatımıza kazandırılması, izaha gerek duyulmayacak kadar önemlidir. Söz konusu kongreden sonra Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun başkanlığında alanın uzmanı akademisyenlerin ve bir grup Alevî-Bektâşî inanç önderinin katıldığı bir toplantı düzenlenmiştir. Toplantıda Alevî-Bektâşî Klasikleri projesinin toplumsal uzlaşma ve hoşgörü kültürünün geliştirilmesine, Alevî-Bektâşî toplumunun, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan din görevlilerinin ve ilgi duyan insanların bilgi ve kaynak ihtiyaçlarının karşılanmasına önemli katkılarının olacağı sonucuna varılmıştır. Projenin ilke ve esasları, hangi kitapların nasıl bir formatta basılacağı ve proje çalışma grubunun kimlerden oluşacağı belirlenmiştir. Milletimizin birlik ve beraberliği açısından önem taşıyan bu tarihî görevin şahsımın koordinatörlüğünde yürütülmesine karar verilmiş olmasından dolayı mutlu olduğumu belirtmek isterim. Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Merkezi Çorum Şubesi vasıtasıyla el yazması eserlere ulaşılmasına yardımcı olan Hacıbektaş evlâdı merhum (Çelebi) Ali Nâki Ulusoy’a, (Çelebi) Veliyettin Ulusoy ve (Çelebi) Doğan Ulusoy’a, Hacı Bektaş Velî Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi Başkanı (Baba) Durmuş Aslan’a, Çorum-Dodurga-Mehmet Dede Tekkeköy’de ikâmet eden (Dede) Eyüp Öztürk ve (Dede) Hasan Uysal’a, Amasya-Gümüşhacıköy’de ikâmet eden merhum (Baba) Durmuş Topal’ın oğlu Hasan Topal’a ve Hasan Akdeniz’e, ilmî neşirleri yapan değerli bilim insanlarımız Yard. Doç. Dr. Hamiye Duran’a, Dr. Ali Öztürk’e, Prof. Dr. Abdurrahman Güzel’e, Doç. Dr. Muhit Mert’e, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman Özdemir’e, Dr. Nurgül Özcan’a, Doç. Dr. M. Mahfuz Söylemez’e, Araştırma Görevlisi Doğan Kaplan’a, Uzman Ceyhun Ünlüer’e ve çevirisi yapılan her eseri büyük bir dikkatle okuyarak çeviri metnindeki gerekli düzeltmeleri yapan Prof. Dr. Ali Yılmaz ve Prof. Dr. Mehmet Akkuş’a, eserlerin tasarımını yapan Yazıevi İletişim Hizmetleri’ne ve yayımını gerçekleştiren Türkiye Diyanet Vakfı’na teşekkür etmeyi tarihî bir görev addediyorum.

Doç. Dr. Osman EĞRİ

Proje Koordinatörü