Önsöz

Hacı Bektaş-ı Velî, 13. asrın başlarında Horasan’dan gelip Anadolu’ya yerleşen, Anadolu’nun Türkleşmesi ve Müslümanlaşmasında büyük rolü olan gönül sultanlarının en başta gelenlerinden biridir. O, kendi hayatında olduğu gibi, ölümünden sonra da bağlıları ve sevenleri bulunan, önder olarak kabul edilen büyük bir kişidir. Onun sevgisi günümüzde de devam etmektedir ve kendini ona bağlı hisseden topluluklar bulunmaktadır. Şimdiki Hacıbektaş ilçesini mekân edinen, 13. asırdan bugüne kadar müritleri ve sevenleriyle hemen her coğrafyadaki insanların gönlünde taht kuran bu Horasan ereni, kendi hayatında sohbetleriyle, günümüze kadar da eserleri ve bağlıları vasıtasıyla insanları iyiliğe, doğruluğa ve güzele çağırarak İslam’ın geniş halk kitlelerinde yayılması için çalışmıştır.
Hayatlarında çevresindekileri etkileyen ve sohbetleri ile onları kendine bağlayan büyük zâtlar, geride bıraktıkları eserleriyle de sonraki insanlara ve kendisine bağlılık hissi içinde olanlara hitabetmeye devam ederler. Onları doğru bir şekilde ve gerçek yüzleriyle tanımanın en iyi yolu bu eserlere başvurmaktır. Hacı Bektaş-ı Velî de öyledir. O da önemli eserler bırakmıştır ve bu eserleri kendisinin ilmî düzeyini ortaya koymaktadır. Bıraktığı eserler arasında en kapsamlı ve önemli olanı Makâlât’tır. Onun görüş ve düşüncelerinin en iyi şekilde anlaşılmasını sağlayacak olan onun bu eseridir. Hacı Bektaş-ı Velî’nin kendisinin, “Âdem, Tangrı’ya kaç makâmda irer, anı bildürür.” diyerek takdim ettiği bu eseri, kulun Allah’ın razı olacağı şekilde yaşamasının ilkelerini ortaya koymaktadır. O, bunu, “Dört kapı kırk makam” şeklinde formüle etmiş ve “Eğer bu kırk makam eksik olursa, hakikat tamam olmaz.” diyerek bu ilkelerin ne kadar önemli olduğunu belirtmiştir.
Hacı Bektaş-ı Velî’nin bu kıymetli eseri daha önce birkaç kez yayınlanmıştır. Bizim orijinal metin, çeviri yazı ve sadeleştirme olarak yayımladığımız bu çalışma ise, Hacı Bektaş-ı Velî evlatlarından Veliyettin Ulusoy’un özel kütüphanesinde bulunan ve Hünkar’ın dergâhında okunduğu kabul edilen değerli nüshadır ve bu bakımdan özel önem arzetmektedir.
Çalışmamızın aslını, anılan nüshanın orijinal metninin tıpkıbasımı teşkil etmektedir. Ancak sadece bu metni vermekle yetinmedik, günümüz insanının daha iyi yararlanabilmesi için metnin okunuşunu ve sadeleştirilmiş halini de koymayı uygun gördük. Başta da önce Hacı Bektaş-ı Velî’nin kendisi tanıtılmış, arkasından Makâlât hakkında bilgi verilmiş ve muhtevası anlatılmıştır. Yaptığımız bu çalışma ile, kültür tarihimizin önemli bir eserini günümüz insanının istifadesine yeniden sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Böylece, Hacı Bektaş-ı Velî’nin mesajının günümüz insanlarına en iyi şekilde ulaşacağına inanıyoruz.
Saygılarımızla.

Prof. Dr. Ali YILMAZ
Prof. Dr. Mehmet AKKUŞ
Dr. Ali ÖZTÜRK
Ankara - 2006

İçindekiler

İçindekiler
Önsöz / 10
Kaynak Kişi: Veliyettin Ulusoy / 12
Giriş / 13
Hacı Bektaş-ı Velî Kimdir? / 13
Hacı Bektaş-ı Velî’nin Eserleri / 17
1. Kitâbü’l-Fevâid / 18
2. Fâtiha Sûresi Tefsiri / 18
3. Hacı Bektaş-ı Velî’nin Nasîhatları / 18
4. Besmele Şerhi / 19
5. Hacı Bektaş-ı Velî’ye Atfedilen Diğer Bazı Eserler / 19
Makâlât / 19
Makâlât’ın Hacı Bektaşı Velî’ye Aitliği Meselesi / 19
Makâlât’ın Nüshaları / 22
Arapça Aslının Nüshaları / 23
Mensur Tercüme Nüshalar / 24
Nüshanın Genel Özellikleri / 26
Makâlât’ın Muhtevâsı / 27
Nasıl Bir Çalışma Yapıldı? / 37
Kaynaklar / 39
Orijinal Metin, Transkripsiyon ve Sadeleştirme / 41

Kaynak Kişi

Kaynak Kişi:
Veliyettin Hürrem Ulusoy
(Hacı Bektâş Velî evlâdı, Çelebi)

Veliyettin Hürrem Ulusoy 01.02.1942 tarihinde Hacıbektaş’ta dünyaya geldi. Babasının adı Feyzullah, annesinin adı Emine Fitnat’tır. İlk ve ortaokulu Hacıbektaş’ta bitirdi. Liseyi yatılı olarak Kayseri’de okudu. Liseyi bitirdikten sonra, yurtdışı sınavlarına girerek l962 yılında Almanya’ya gitti. Orada mimarlık tahsili yaptıktan sonra, Almanya’da beş yıl mimar olarak çalıştı. 1974 yılında Türkiye’ye döndü. Askerlik hizmetinden sonra, bir yıl Sosyal Sigortalar Kurumu Yapı İşleri Daire Başkanlığı’nda görev yaptı. Hacıbektaş Belediyesi’nin teklifi üzerine Hacıbektaş’a dönerek, Belediye Fen İşleri Müdürlüğü’ne atandı. 2002 yılına kadar bu görevde çalışan Veliyettin Hürrem Ulusoy oradan emekli oldu.
Elinizdeki yazma eser Hacıbektaş’tan (Veliyettin Ulusoy’un evinden) Urfa Kısas Köyü’nden Hamdullah Baba’nın (Aykut) babası Ahmet Baba’ya emanet edilmiştir. Daha sonra Hamdullah Baba eseri tekrar Veliyettin Ulusoy’a iade etmiştir.

 

Takdim

akdim Yüce Yaratıcının insanlık tarihiyle başlayan evrensel mesajının yeni ve kapsamlı bir tezahürü olan İslâm, ortaya çıktığı VII. yüzyıldan bugüne kadar çeşitli dönem ve coğrafyalarda ulaştığı fert ve toplumların zihin ve gönül dünyasını aydınlatmış; huzur, barış ve esenliğe kaynaklık etmiştir. Temelde Allah’ın varlığı ve birliği ile insanın hem yaratıcısına hem de diğer insan ve varlıklara karşı saygı, ilgi ve sevgisini içeren bu mesaj, tarihî süreçte farklı sosyo-kültürel geçmişe sahip birçok topluluk tarafından kendi özelliklerine paralel olarak algılanıp yorumlanmış, böylece aynı zamanda zengin bir kültürel miras oluşmuştur. IX ve X. yüzyıllarda bu ilâhî mesajla daha yakından temasa geçip İslâm’ı kabul etmeye başlayan Türkler, öteki topluluklar gibi bu dini kendi sosyal gerçeklikleriyle ilişkili biçimde idrak edip hayatlarına taşımışlardır. Bu süreçte İslâm’ın hem ilmî, hem de ahlâkî ve tasavvufî birikimi Türklerin dinî hayatına rehberlik etmiş, İmam Mâtürîdî, Hakîm Semerkandî, Ahmed Yesevî, Hacı Bektaş Velî gibi mümtaz ve öncü şahsiyetler ve çevreleri ortaya çıkmış, neticede on asır gibi uzun bir tarihî dönem sonunda insanlık sadece Türk kültürü için değil, aynı zamanda İslâm kültürü için de oldukça zengin bir kültürel hazineye kavuşmuştur. Orta Asya’dan, Anadolu’ya, oradan Balkanlara kadar ulaşan Ahmed Yesevî, Hacı Bektaş Velî çizgisine mensup âlim, pir, ozan ve yol büyükleri her dönem ve bölgede son ilâhî mesaj olan İslâm’ı kendi anlayış ve duyuşlarıyla yansıtan farklı türlerde çok sayıda kitap, risale, şiir kaleme almış ve çok değerli koleksiyon bırakmışlardır. Özgün bir karaktere sahip olan bu eserler başta ilâhî aşk, Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt sevgisi, Hz. Ali ve onun soyundan gelen tertemiz insanlara övgü, Yaratıcı ve yaratıklara karşı dostluk, hoşgörü, adalet, haksızlıkla mücadele olmak üzere inançtan ahlâk ilkelerine kadar değişik birçok hayatî konuyu ele almıştır. Bu konular bazen doğrudan anlatımla, bazen bir yol ulusunun etrafında gelişen menkabelerle, bazen adab-erkân kalıpları içinde, bazen da şairin dizeleriyle dile getirilmiştir. Söz konusu eserler tabiî olarak dil, üslûp ve kurgusu itibarıyla kaleme alındığı dönem ve coğrafyanın özelliklerini taşımakla birlikte, verdikleri mesaj itibarıyla çağlar üstü bir niteliğe sahiptir. Onların yüzyıllar boyu korunarak günümüze ulaşmış olması, bazılarının çeşitli devirlerde yer yer ezberlenerek kuşaktan kuşağa aktarılması bunun açık delilidir. Kütüphanelerde yahut bazı ailelerin özel sandıklarında kendi hâline bırakılmış olan bu eserlerin bugünün insanına da çok güzel mesajlar vereceği muhakkaktır. Ne var ki bazı istisnalar dışında bu eserlerin neşredilerek günümüz insanıyla buluşması sağlanamamıştır. Kültür tarihçilerinden din görevlilerine kadar toplumumuzun her kesiminin yararlanacağı bu eserlerin neşri âdeta bir zorunluluk arz etmiştir. Bu zorunluluğu gören Türkiye Diyanet Vakfı, “milletimizden aldığı imkân ve desteği, milletimize hizmet olarak sunma” mantığı içinde, hiçbir ayırım yapmadan gerçekleştirdiği sosyal ve kültürel faaliyetlerin yanına bu eserlerin neşrini de katmıştır. Özgünlükleri muhafaza edilerek tamamen bilimsel metotlar çerçevesinde hazırlanıp yayımlanan bu eserlerin herkes için yararlı olmasını umuyor ve diliyorum. Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU Diyanet İşleri Başkanı ve TDV Mütevelli Heyeti Başkanı Alevî-Bektâşî Klasikleri’ni Yayınlarken Türkiye Diyanet Vakfı, kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği yayınlar ve etkinliklerle toplumu din konusunda aydınlatmakla görevli bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı’na destek veren bir kuruluştur. Yüzyıllardır Anadolu’da çok farklı kültür, inanış biçimleri ve değerler yaşama imkânı bulmuştur. Ülkemizin zengin dinî, fikrî, ahlâkî, felsefî, bediî kültür mirası herkesi hayran bırakacak bir çeşitliliğe ve renkliliğe sahiptir. Ancak bu mirasın ülkemiz insanları tarafından yeterince tanındığı ve entelektüel olarak özümsendiği kolaylıkla söylenemez. İslâm kültürünün Anadolu birikiminin bilimsel ve objektif olarak gün yüzüne çıkarılması, araştırma kurumlarının olduğu kadar sosyal ve kültürel hizmet veren sivil teşekküllerin de önde gelen ödevidir. İşte bu bilinçten hareketle Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Kurulumuz “Anadolu Halk Klasikleri” üst başlıklı bir yayın serisi plânlamıştır. Bu seri içerisinde, farklı kültür gruplarının klâsikleri başta olmak üzere dinî-ahlâkî düşünce eserleri, sanat ve edebiyat eserleri ile neşredilecektir. Vakfımız bu kabil yayınları aracılığıyla toplumumuzun dinî kültürünü tanıtmayı ve bu alandaki bilgi eksikliğinin giderilmesine katkı yapmayı amaçlamaktadır. Bu suretle toplumun muhtelif katmanları arasındaki kaynaşma ve dayanışmayı güçlendireceğine inanmaktadır. Serimizin bir kategorisini Alevî-Bektâşî Klasikleri oluşturmaktadır. Alevîlik son zamanlarda üzerinde çok durulan dinî-sosyal bir fenomen olmasına karşın, bu konuda ciddî bilgi eksikliği olduğu aşikârdır. Özgün ve otantik bilgi kaynaklarının neşredilmesiyle bu bilgi eksikliği bir nebze olsun giderilebilecektir. Yayınlarımızın halkımızın ilgisine mazhar olacağını umuyoruz. Prof. Dr. M. Saim YEPREM DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi ve TDV Yayın Kurulu Başkanı Alevî-Bektâşî Klasikleri Hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 31 Ekim-02 Kasım 2003 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen I. Dinî Yayınlar Kongresinin sonuç bildirgesinde ifade edildiği gibi, toplum katmanları arasında birbirini anlama sorununun giderilebilmesi, barış ve kaynaşmanın, millî birlik ve bütünlüğün sağlanması, doğru ve bilimsel bilgiyle bu konudaki bilgi boşluğunun doldurulması ve küreselleşen dünyamızda birlikte yaşama kültürünün geliştirilmesi açısından Alevî-Bektâşî Klasiklerinin, sahasında uzman ilim adamlarınca ilmî neşirlerinin yapılarak dinî-kültürel hayatımıza kazandırılması, izaha gerek duyulmayacak kadar önemlidir. Söz konusu kongreden sonra Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun başkanlığında alanın uzmanı akademisyenlerin ve bir grup Alevî-Bektâşî inanç önderinin katıldığı bir toplantı düzenlenmiştir. Toplantıda Alevî-Bektâşî Klasikleri projesinin toplumsal uzlaşma ve hoşgörü kültürünün geliştirilmesine, Alevî-Bektâşî toplumunun, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan din görevlilerinin ve ilgi duyan insanların bilgi ve kaynak ihtiyaçlarının karşılanmasına önemli katkılarının olacağı sonucuna varılmıştır. Projenin ilke ve esasları, hangi kitapların nasıl bir formatta basılacağı ve proje çalışma grubunun kimlerden oluşacağı belirlenmiştir. Milletimizin birlik ve beraberliği açısından önem taşıyan bu tarihî görevin şahsımın koordinatörlüğünde yürütülmesine karar verilmiş olmasından dolayı mutlu olduğumu belirtmek isterim. Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Merkezi Çorum Şubesi vasıtasıyla el yazması eserlere ulaşılmasına yardımcı olan Hacıbektaş evlâdı merhum (Çelebi) Ali Nâki Ulusoy’a, (Çelebi) Veliyettin Ulusoy ve (Çelebi) Doğan Ulusoy’a, Hacı Bektaş Velî Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi Başkanı (Baba) Durmuş Aslan’a, Çorum-Dodurga-Mehmet Dede Tekkeköy’de ikâmet eden (Dede) Eyüp Öztürk ve (Dede) Hasan Uysal’a, Amasya-Gümüşhacıköy’de ikâmet eden merhum (Baba) Durmuş Topal’ın oğlu Hasan Topal’a ve Hasan Akdeniz’e, ilmî neşirleri yapan değerli bilim insanlarımız Yard. Doç. Dr. Hamiye Duran’a, Dr. Ali Öztürk’e, Prof. Dr. Abdurrahman Güzel’e, Doç. Dr. Muhit Mert’e, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman Özdemir’e, Dr. Nurgül Özcan’a, Doç. Dr. M. Mahfuz Söylemez’e, Araştırma Görevlisi Doğan Kaplan’a, Uzman Ceyhun Ünlüer’e ve çevirisi yapılan her eseri büyük bir dikkatle okuyarak çeviri metnindeki gerekli düzeltmeleri yapan Prof. Dr. Ali Yılmaz ve Prof. Dr. Mehmet Akkuş’a, eserlerin tasarımını yapan Yazıevi İletişim Hizmetleri’ne ve yayımını gerçekleştiren Türkiye Diyanet Vakfı’na teşekkür etmeyi tarihî bir görev addediyorum. Doç. Dr. Osman EĞRİ Proje Koordinatörü