Önsöz

Önsöz

Anadolu Alevîliği; uzun tarihî-siyasî süreçler sonucunda oluşmuş, sözlü ve yazılı kültüre dayanan İslâmî-tasavvufî bir gelenektir.
Alevîliğin tanımı sorunu, ülkemizde Alevîlikle ilgili temel tartışma konularından biridir. Bu konuda yapılan amatör ya da akademik çalışmaların en azından belli bir tanım üzerinde ittifak ettiklerini söyleyebilmek güçtür. Kanaatimce bunun temelinde, yazılı kültürün yeterince bilinmemesi sonucu, sözlü kültüre sahip bir yapıyla karşı karşıya olmamız yatmaktadır. Ayrıca bugün sayısı binlerle ifade edilen doğrudan ya da dolaylı Alevîlik çalışmalarının sorunu açımlama yerine daha da girift hâle getirmesi, ikinci bir güçlük olarak karşımızda durmaktadır.

Ancak, son zamanlarda Alevîlikle ilgili yapılan çalışmaların, Alevîliğin Yazılı Kaynakları sorununa yoğunlaşması ve bu kaynakların gün yüzüne çıkarılması, Alevîliği tanımlama ve anlama adına önemli veriler sağlayacaktır. Pek tabii bu işin uzun yıllar alacağı izah gerektirmeyecek kadar açıktır. Çünkü öncelikle halledilmesi gereken, âdetâ bir arkeolog gibi çalışarak Alevîliğe ait kaynakları ortaya çıkarıp bu konuda bir literatür oluşturmaktır.

Burada okuyucuyla buluşan bu eser, yukarıda bahsedilen amaca hizmet için sarf edilen çabanın bir ürünüdür. Günümüz Türkçesine çevrimyazımı ve sadeleştirmesini sunduğumuz, muhtemelen Türkiye Türkçesinin ikinci evresi olan Klasik Osmanlıca (15. yüzyıldan 1840'a kadar) dönemine ait Erkânnâme, Alevîliğe ait yazma eserlerden biridir. Amacımız, kendi yorumlarımızı katmadan, bu yapıtı olduğu hâliyle günümüz insanının istifadesine sunmaktır.
Bu çalışma vesilesiyle kendileriyle fikir alışverişinde bulunduğum Doç. Dr. Osman Eğri, Araştırmacı Yazar Müfit Yüksel ve Dr. Mustafa Koç'a teşekkürü zevkli bir görev bilirim. Ayrıca bu yazmayı temin ettiğim Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi yetkililerine, özellikle de Kütüphane Müdürü Kasım Çelik'e teşekkür ederim.

Son tahlilde, bu çalışmanın uzun yıllardır süregelen sosyo-kültürel sorunlarımızın çözümünde ve anlaşılmasında kilometre taşlarından biri olması tek temennimdir.

Doğan Kaplan
Konya–2007

 

İçindekiler


İçindekiler
Önsöz / 10
Kısaltmalar / 12
Giriş / 13
1. Aleviliğin Yazılı Kaynakları Meselesi / 13
2. Erkânnâme / 13
3. Değerlendirme / 15
4. Çevrimyazım ve Sadeleştirme Hakkında / 16
Bibliyografya / 18
Orijinal Metin, Transkripsiyon ve Sadeleştirme / 21
Konu Başlıkları / 22
Sözlük / 247
İndeks / 263

 

Takdim

Takdim
Yüce Yaratıcının insanlık tarihiyle başlayan evrensel mesajının yeni ve kapsamlı bir tezahürü olan İslâm, ortaya çıktığı VII. yüzyıldan bugüne kadar çeşitli dönem ve coğrafyalarda ulaştığı fert ve toplumların zihin ve gönül dünyasını aydınlatmış; huzur, barış ve esenliğe kaynaklık etmiştir.
Temelde Allah’ın varlığı ve birliği ile insanın hem yaratıcısına hem de diğer insan ve varlıklara karşı saygı, ilgi ve sevgisini içeren bu mesaj, tarihî süreçte farklı sosyo-kültürel geçmişe sahip birçok topluluk tarafından kendi özelliklerine paralel olarak algılanıp yorumlanmış, böylece aynı zamanda zengin bir kültürel miras oluşmuştur.
IX ve X. yüzyıllarda bu ilâhî mesajla daha yakından temasa geçip İslâm’ı kabul etmeye başlayan Türkler, öteki topluluklar gibi bu dini kendi sosyal gerçeklikleriyle ilişkili biçimde idrak edip hayatlarına taşımışlardır. Bu süreçte İslâm’ın hem ilmî, hem de ahlâkî ve tasavvufî birikimi Türklerin dinî hayatına rehberlik etmiş, İmam Mâtürîdî, Hakîm Semerkandî, Ahmed Yesevî, Hacı Bektaş Velî gibi mümtaz ve öncü şahsiyetler ve çevreleri ortaya çıkmış, neticede on asır gibi uzun bir tarihî dönem sonunda insanlık sadece Türk kültürü için değil, aynı zamanda İslâm kültürü için de oldukça zengin bir kültürel hazineye kavuşmuştur.
Orta Asya’dan, Anadolu’ya, oradan Balkanlara kadar ulaşan Ahmed Yesevî, Hacı Bektaş Velî çizgisine mensup âlim, pir, ozan ve yol büyükleri her dönem ve bölgede son ilâhî mesaj olan İslâm’ı kendi anlayış ve duyuşlarıyla yansıtan farklı türlerde çok sayıda kitap, risale, şiir kaleme almış ve çok değerli koleksiyon bırakmışlardır.
Özgün bir karaktere sahip olan bu eserler başta ilâhî aşk, Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt sevgisi, Hz. Ali ve onun soyundan gelen tertemiz insanlara övgü, Yaratıcı ve yaratıklara karşı dostluk, hoşgörü, adalet, haksızlıkla mücadele olmak üzere inançtan ahlâk ilkelerine kadar değişik birçok hayatî konuyu ele almıştır. Bu konular bazen doğrudan anlatımla, bazen bir yol ulusunun etrafında gelişen menkabelerle, bazen adab-erkân kalıpları içinde, bazen da şairin dizeleriyle dile getirilmiştir.
Söz konusu eserler tabiî olarak dil, üslûp ve kurgusu itibarıyla kaleme alındığı dönem ve coğrafyanın özelliklerini taşımakla birlikte, verdikleri mesaj itibarıyla çağlar üstü bir niteliğe sahiptir. Onların yüzyıllar boyu korunarak günümüze ulaşmış olması, bazılarının çeşitli devirlerde yer yer ezberlenerek kuşaktan kuşağa aktarılması bunun açık delilidir.
Kütüphanelerde yahut bazı ailelerin özel sandıklarında kendi hâline bırakılmış olan bu eserlerin bugünün insanına da çok güzel mesajlar vereceği muhakkaktır. Ne var ki bazı istisnalar dışında bu eserlerin neşredilerek günümüz insanıyla buluşması sağlanamamıştır. Kültür tarihçilerinden din görevlilerine kadar toplumumuzun her kesiminin yararlanacağı bu eserlerin neşri âdeta bir zorunluluk arz etmiştir. Bu zorunluluğu gören Türkiye Diyanet Vakfı, “milletimizden aldığı imkân ve desteği, milletimize hizmet olarak sunma” mantığı içinde, hiçbir ayırım yapmadan gerçekleştirdiği sosyal ve kültürel faaliyetlerin yanına bu eserlerin neşrini de katmıştır.
Özgünlükleri muhafaza edilerek tamamen bilimsel metotlar çerçevesinde hazırlanıp yayımlanan bu eserlerin herkes için yararlı olmasını umuyor ve diliyorum.

Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkanı ve
TDV Mütevelli Heyeti Başkanı




Alevî-Bektâşî Klasikleri’ni Yayınlarken
Türkiye Diyanet Vakfı, kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği yayınlar ve etkinliklerle toplumu din konusunda aydınlatmakla görevli bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı’na destek veren bir kuruluştur. Yüzyıllardır Anadolu’da çok farklı kültür, inanış biçimleri ve değerler yaşama imkânı bulmuştur.
Ülkemizin zengin dinî, fikrî, ahlâkî, felsefî, bediî kültür mirası herkesi hayran bırakacak bir çeşitliliğe ve renkliliğe sahiptir. Ancak bu mirasın ülkemiz insanları tarafından yeterince tanındığı ve entelektüel olarak özümsendiği kolaylıkla söylenemez. İslâm kültürünün Anadolu birikiminin bilimsel ve objektif olarak gün yüzüne çıkarılması, araştırma kurumlarının olduğu kadar sosyal ve kültürel hizmet veren sivil teşekküllerin de önde gelen ödevidir.
İşte bu bilinçten hareketle Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Kurulumuz “Anadolu Halk Klasikleri” üst başlıklı bir yayın serisi plânlamıştır. Bu seri içerisinde, farklı kültür gruplarının klâsikleri başta olmak üzere dinî-ahlâkî düşünce eserleri, sanat ve edebiyat eserleri ile neşredilecektir. Vakfımız bu kabil yayınları aracılığıyla toplumumuzun dinî kültürünü tanıtmayı ve bu alandaki bilgi eksikliğinin giderilmesine katkı yapmayı amaçlamaktadır. Bu suretle toplumun muhtelif katmanları arasındaki kaynaşma ve dayanışmayı güçlendireceğine inanmaktadır.
Serimizin bir kategorisini Alevî-Bektâşî Klasikleri oluşturmaktadır. Alevîlik son zamanlarda üzerinde çok durulan dinî-sosyal bir fenomen olmasına karşın, bu konuda ciddî bilgi eksikliği olduğu aşikârdır. Özgün ve otantik bilgi kaynaklarının neşredilmesiyle bu bilgi eksikliği bir nebze olsun giderilebilecektir.
Yayınlarımızın halkımızın ilgisine mazhar olacağını umuyoruz.

Prof. Dr. M. Saim YEPREM
DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi
ve TDV Yayın Kurulu Başkanı




Alevî-Bektâşî Klasikleri Hakkında
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 31 Ekim-02 Kasım 2003 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen I. Dinî Yayınlar Kongresinin sonuç bildirgesinde ifade edildiği gibi, toplum katmanları arasında birbirini anlama sorununun giderilebilmesi, barış ve kaynaşmanın, millî birlik ve bütünlüğün sağlanması, doğru ve bilimsel bilgiyle bu konudaki bilgi boşluğunun doldurulması ve küreselleşen dünyamızda birlikte yaşama kültürünün geliştirilmesi açısından Alevî-Bektâşî Klasiklerinin, sahasında uzman ilim adamlarınca ilmî neşirlerinin yapılarak dinî-kültürel hayatımıza kazandırılması, izaha gerek duyulmayacak kadar önemlidir.
Söz konusu kongreden sonra Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun başkanlığında alanın uzmanı akademisyenlerin ve bir grup Alevî-Bektâşî inanç önderinin katıldığı bir toplantı düzenlenmiştir. Toplantıda Alevî-Bektâşî Klasikleri projesinin toplumsal uzlaşma ve hoşgörü kültürünün geliştirilmesine, Alevî-Bektâşî toplumunun, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan din görevlilerinin ve ilgi duyan insanların bilgi ve kaynak ihtiyaçlarının karşılanmasına önemli katkılarının olacağı sonucuna varılmıştır. Projenin ilke ve esasları, hangi kitapların nasıl bir formatta basılacağı ve proje çalışma grubunun kimlerden oluşacağı belirlenmiştir. Milletimizin birlik ve beraberliği açısından önem taşıyan bu tarihî görevin şahsımın koordinatörlüğünde yürütülmesine karar verilmiş olmasından dolayı mutlu olduğumu belirtmek isterim.
Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Merkezi Çorum Şubesi vasıtasıyla el yazması eserlere ulaşılmasına yardımcı olan Hacıbektaş evlâdı merhum (Çelebi) Ali Nâki Ulusoy’a, (Çelebi) Veliyettin Ulusoy ve (Çelebi) Doğan Ulusoy’a, Hacı Bektaş Velî Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi Başkanı (Baba) Durmuş Aslan’a, Çorum-Dodurga-Mehmet Dede Tekkeköy’de ikâmet eden (Dede) Eyüp Öztürk ve (Dede) Hasan Uysal’a, Amasya-Gümüşhacıköy’de ikâmet eden merhum (Baba) Durmuş Topal’ın oğlu Hasan Topal’a ve Hasan Akdeniz’e, ilmî neşirleri yapan değerli bilim insanlarımız Yard. Doç. Dr. Hamiye Duran’a, Dr. Ali Öztürk’e, Prof. Dr. Abdurrahman Güzel’e, Doç. Dr. Muhit Mert’e, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman Özdemir’e, Dr. Nurgül Özcan’a, Doç. Dr. M. Mahfuz Söylemez’e, Araştırma Görevlisi Doğan Kaplan’a, Uzman Ceyhun Ünlüer’e ve çevirisi yapılan her eseri büyük bir dikkatle okuyarak çeviri metnindeki gerekli düzeltmeleri yapan Prof. Dr. Ali Yılmaz ve Prof. Dr. Mehmet Akkuş’a, eserlerin tasarımını yapan Yazıevi İletişim Hizmetleri’ne ve yayımını gerçekleştiren Türkiye Diyanet Vakfı’na teşekkür etmeyi tarihî bir görev addediyorum.

Doç. Dr. Osman EĞRİ
Proje Koordinatörü

Giriş

Giriş

1. Aleviliğin Yazılı Kaynakları Meselesi
Alevîliğin, çeşitli tarihi, sosyal ve siyasi nedenlerden ötürü, büyük ölçüde sözlü kültüre dayanarak bugünlere geldiği bilinen bir husustur. Ancak bu durum Alevîliğin yazılı kaynakları olmadığı anlamına gelmemektedir. Nitekim son yıllarda yapılan çalışmalar, Alevîliğin de yazılı kaynakları bulunduğunu ortaya koymuştur.
Genellikle Alevi Dedelerinin ellerinde veya elyazması kitapların bulunduğu bazı kütüphanelerde bulunan bu kaynaklar; Buyruk, Velâyetnâme, Noktatu'l-Beyân, Fazîletnâme, Cabbar Kulu, Fütüvvetnâme gibi isimlerle bilinen eserlerdir. Ayrıca "Yedi Ulu Ozan" olarak kabul edilen; Fuzûlî, Şah Hatâyî, Pir Sultan Abdal, Yemînî, Vîrâni, Nesîmî ve Kul Himmet'in nefes ve deyişleri de Alevîliğin kaynaklarından kabul edilir.

Alevîlerin sosyolojik anlamda uzun yıllar kenarda yaşamaları, kapalı toplum özelliği sergilemeleri ve belki de bu durumun bir gereği olarak geleneğin "sırrı nâ ehle söylememek ve sırrı fâş eylememek" gibi ilkeler üretmesi, Alevîliğin yazılı kaynaklarının bilinirliğini son derece sınırlı bir çerçevede tutmuştur.

2. Erkânnâme (Tasavvuf Risâlesi)
Burada çevrimyazımı ve sadeleştirmesi sunulan Erkânnâme adlı yazma eser de Alevîliğin yazılı kaynaklarından biridir. Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi Yazma Eserler bölümü no: 24'de Tasavvuf Risâlesi adıyla yer almaktadır. Kütüphane sorumlularından edindiğimiz bilgiye göre bu yazma esasen Fuat Köprülü'nün kişisel kütüphanesinde olup, daha sonra Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi'ne kazandırılmıştır. Yazmanın tanıtma kartında, nüshanın 19. yüzyılda istinsah edildiği vurgulanmaktadır. Yazma 58 varak olup, aharlı beyaz kâğıda yazılmış, 13 satırlı, harekeli nesih bir yazıdan ibaret dört risaleden oluşmaktadır.
Mecmua halindeki bu yazmanın müellifi ya da istinsah edeni hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Ancak yazmanın içeriğinden hareketle bir şeyler söyleme imkânına sahibiz. Yazmanın içeriğiyle ilgili özet olarak şunları söyleyebiliriz:

2.1 Birinci Risâle
1b-12b arası olup, besmeleyle başlayan isimsiz bir risâledir. Hz.Muhammed (s.a.s)'in Hz. Ali'ye son nasihatiyle başlayıp, Şeyh Safiyüddîn Erdebîlî (ö. 1334) ile oğlu Şeyh Sadreddîn Mûsâ (ö. 1392) arasında geçen sorulu-cevaplı diyaloglarla devam etmektedir. Bu diyaloglarda, tâliplik/müridlik edebi, erkânı, sufilik, halka sohbeti, evliyânın on iki buyruğu, tâlibin şâhı ziyaret etmesi gibi tarîkat kurallarından bahsedilmektedir.

2.2 İkinci Risâle
13a-19a arası olup yine besmeleyle başlayan isimsiz bir risâledir. Bu risâle, tarîkat ehlini bilgilendirmek için mürşid, halîfe, pirler ve tâlipler önünde Şâha (muhtemelen bu, Şeyh Safiyuddin'dir) sorulan sorular ve cevaplarını içermektedir. İşlenen konular; musâhiplik, menâkıb okumanın faydası, tarîkat içinde edep kuralları demek olan üç sünnet ve yedi farzın açıklaması, sünnet ve farzlardan düşen tâlibe verilecek cezalardır. Ayrıca on iki imamlara ve sayılan Safevî şeceresine yapılan duayı muhtevi bir hutbe de bulunmaktadır.

2.3 Üçüncü Risâle
21b-44b arası olup, mecmuanın en hacimli risalesini oluşturmaktadır. Hz. Peygamber'in Hz. Ali'ye vasiyetiyle başlayan bu risâlede tarîkata girme usulü, tâlibin mürebbîye nasıl hizmet edeceği, tarîkatın on iki mânâsı, tarîkat içindeki yirmi sekiz soru ve cevabı ile Safevî şeceresi vardır.

Bu risâle içeriği itibariyle, hem Alevîlik-Safevîlik ilişkisini anlama bakımından, hem de bu yazmanın ait olduğu dönem hakkında önemli veriler içermektedir. Özellikle tarîkata girme usulü anlatılırken, talibin dua ettiği Safevî şeceresinin son halkasında Şah Ali Abbas ismini görmekteyiz. Şah Ali Abbas ya da II. Abbas 1667 yılında ölmüş olduğuna göre, bu yazmanın orijinalinin ait olduğu dönem XVII. yüzyıldır. Bu bize Alevîliğin yazılı kaynaklarının ne zaman meydana getirildiğine ilişkin konuşma imkânı vermektedir. Ayrıca duanın Safevî şeyh ve şahlarına yapılması Alevîlik-Safevîlik arasında doğrudan bir ilişki olduğunu göstermektedir.

2.4 Dördüncü Risâle
44b-58b arası olup, Şeyh Safî Menâkıbı ismini taşımaktadır. Şeyh Safî'nin yola tâlip olanlar için buyurduğu beyitler olduğunu söyleyerek başlayan risâlede, taç ile ilgili otuza yakın konu âyetler referans gösterilmek suretiyle işlenmektedir.

Taç konusundan sonra, İmam Cafer-i ile Sâdık Hz. Ali arasında Üveysîlik tarzıyla* ya da mecâzen tãlip-mürebbî ilişkisini konu alan konuşmaları yer almaktadır. Bu konuşmalardan sonra çoğu Hatâyî mahlaslı, hece ve aruz vezniyle yazılmış on adet koşma, gazel ve nefes yer almaktadır.

3. Değerlendirme
Bu yazmada genel olarak; şerîat, tarîkat, marifet, hakîkat; dört kapı, kırk makam, nefsin mertebeleri, tâliplik edepleri, tâlip-musâhib ilişkisi, mürebbî, rehber, mürşid, pir, yol-erkân, tac, tercüman, tâlibin yapması gereken işler ve üç sünnet-yedi farz konuları işlenmiştir.
Ayrıca İslam Tasavvufunda sık kullanılan; sehâvet, marifet, yakîn, sabır, tevekkül, tefekkür, ilim, hilm, rızâ, şükür, uzlet, ihsan, zikir, terk, havf, recâ, zevk gibi terminolojik kelime ve kavramlar kullanılmıştır.

Bu yazmada tekrarlar hariç, toplam on dört âyet-i kerîme kullanılmıştır.8 En çok kullanılan âyet, "biat âyeti" olan, 48. Fetih 10. âyettir: "Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'ın eli onların elleri üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir." Tarikata giren bir tâlip ya da dervişin biatını tamamlaması için bu âyeti okuması gerekmektedir.

Ayrıca tekrarlarıyla beraber, hadis olarak nitelenen on altı rivâyet kullanılmıştır. Bunlar, tüm tasavvuf ve ahlak kitaplarında görülebilecek ahlaki içerikli rivayetlerdir.

Bibliyografya


Bibliyografya
• el-Ahsâi, İbn Ebi Cumur, Avâli'l-Leâlî, Daru Seyyidi's-Şuhedâ, Kum 1405.
• Beaujean, Anke Otter, "Tahtacıların Kutsal Kitabı Buyruk Hakkında Birkaç Not", Tahtacılar Sempozyumu (Antalya) Bildirileri, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1995, s.1–8.
• Cebecioğlu, Ethem, Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü, Rehber Yayıncılık, Ankara 1997.
• Dilçin, Cem, Yeni Tarama Sözlüğü, TDK Yayınları, Ankara 1983.
• Doğan, Mehmet, Büyük Türkçe Sözlük, Birlik Yayınları, Ankara 1982.
• Ergun, Sadeddin Nüzhet, Hatayî Divanı, Şah İsmail Safevî, Edebî Hayatı ve Nefesleri, İstanbul Maarif Kitaphanesi, İstanbul 1956.
• Gölpınarlı, Abdulbaki, "Kızılbaş", İslâm Ansiklopedisi, MEB Yayınları, İstanbul 1977, cilt: VI.
• Güldiken, Kadir, Moheg Farsça-Türkçe Sözlük, Alfa Yayınları, İstanbul 2005.
• ibn Ebi'l-Hadîd, Şerhu Nehci'l-Belâğa, Mektebetu Âyeti'llâh el-Mer'aşî, Kum 1404.
• İmam Nevevî, Riyâzü's-Sâlihîn, (Tercüme ve şerh: M. Y. Kandemir, İ. L. Çakan, R. Küçük) Erkam Yayınları, IV. cilt, İstanbul 1997.
• Kaplan, Doğan, "Alevîliğin Yazılı Kaynaklarından Buyruklar ve Muhtevaları Üzerine" I.Uluslararası Bektaşilik ve Alevîlik Sempozyumu–28–30 Eylül 2005 Isparta. (Bildiriler-Müzakereler, Isparta 2005, s 233-247)
• Komisyon, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lûgat, Türdav İstanbul 1999.
• Komisyon, Türkçe Sözlük, 1–2. Türk Dil Kurumu (TDK) Yayınları, Ankara 1988.
• Korkmaz, Esat, Alevîlik ve Bektaşilik Terimleri Sözlüğü, Anahtar Kitaplar, İstanbul 2005.
• Meclisî, Şeyh Muhammed Bakır, Bihâru'l-Envâri'l-Câmiati li-Düreri Ahbâri'l-Eimmeti'l-Athar, Dâru İhyâi't-Turâsi'l-Arabî, Beyrut 1983.
• Onat, Hasan, "Kızılbaş Farklılaşması Üzerine", İslâmiyat, VI (2003), sayı 3, s.111–126.
• Özmen, İsmail, Alevî-Bektaşi Şiirleri Antolojisi,1-5, Kültür Bakanlığı, Ankara 1998.
• Sami, Şemseddin, Kâmûs-ı Türkî, Çağrı Yayınları, Dersaâdet 1317.
• Sarıkaya, Mehmet Saffet, XIII-XVI. Asırlardaki Anadolu'da Fütüvvetnamelere Göre Dini İnanç Motifleri, Kültür Bakanlığı, Ankara 2002.
• Şeyh Tusî, Tehzîbu'l-Ahkâm, Daru'l-Kutubi'l-İslâmiyye, Tahran 1365.
• Tahavi, Ebu Cafer Ahmed, Şerhu Müşkili'l-Âsâr, tahkik: Şuayb Arnavut, Müessesetu'r-Risâle, Beyrut 1415/1995.
• Üzüm, İlyas, Kültürel Kaynaklarına Göre Alevîlik, Horasan Yayınları, İstanbul 2002.
• Yeğin, Abdullah, Yeni Lûgat (İslamî-İlmî-Edebî-Felsefî), Hizmet Vakfı Yayınları, İstanbul 1992.
• Yıldız, Harun, "Anadolu Alevîliğinin Yazılı Kaynaklarına Bir Bakış" Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, Yaz 2004/30, s.323–359.
• Yörükan, Yusuf Ziya, Anadolu'da Alevîler ve Tahtacılar, (Yayıma Hazırlayan; Turhan Yörükan) Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1998.