ABDAL MÛSÂ

Doğum ve vefatı konusunda kesin bir tarih saptanamamış ise de 14. yy içinde doğmuş ve yaşamış olduğu bilinmektedir. Velayetnamede babası Hasan Gazi olarak verilmiştir. Hasan Gazi Hacı Bektaş Veli’nin amcası Haydar Ata’nın oğludur. Türbesi Bektaşilerin dört büyük dergahından biri olan kendi adıyla anılan Elmalı’daki Abdal Musa Dergahındadır ve yine Bektaşilerin meydanlarında serilen 12 posttan “Ayakcı postu” Abdal Musa’nın adınadır. Abdal Musa edebi ve sanatkar kişiliği kadar örgütleyici ve eğitimci yanı ile de öne çıkar. Orhan Gazi ile bir çok sefere katılmıştır. Bugün Aleviler arasında hala Abdal Musa adına icra edilen Cem ayinleri yapılmaktadır.


ABDAL MÛSÂ
Abdal Musa was a sufi dervish from Horasan Erenleri, and was born in the closing years of the thirteenth century in Hoy, and was one of the halifes of Hadji Bektash Veli. In the first half of his life he lived in the Ottoman territories and preached the fame of his sheikh Hadji Bektash. He was not only an abdal, but was also a ghazi, and played a significant role in the conquest of Bursa, which is mentioned in chronicles of the following century. Therefore, it would be best to describe him as “ghazi-dervish” of the time. As a ghazi, participating ghaza raids along with warriors, he preached Hadji Bektash tradition and his keramets among ghazis. His activities among early Ottoman warriors must have provided the ground for the Bektashi Order to be the official order of the Janissary corp.

Seçme Sözleri
Bir kimsenin musîbetine gülme.
Senden ulu kimse ile mücâdele etme.
Müstakîm (dosdoğru) ol.
Musîbete sabreyle.
Evvel fikredip, sonra söyle.
İbâdetine ve mala güvenme.
Halîm (yumuşak huylu) ve selîm ol.
Münkire (Hakk’a inanmayana) gönül verme.
Dünyâya meyil verme.
Maslahat (yarar) olmadan vezîr ve ricâl (devlet adamı) kapısına varma.
Bana iyi desinler diye sûfîlik (dervişlik) satma.
Her bulduğuna şükret.
Elden gelirse, yalnız yemek yeme.
Evliyâullahdan (Allah dostlarından) ve mürşidden (yol büyüğü, inanç önderinden) ayrılma.
Hak dîvânından (katından) ayrılma.
Ahde vefâ et (Verdiğin sözde dur).
Vaktini zâyi etme (boşa geçirme).
Rasûlullâh ve Ali evlâdına cân-ı gönülden muhib ol (onları seven ol) ve muhabbet eyle, daima salavât eyle (Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt’ine salavât getir).